Taşdöğen, zorbalığın "çocuklar arasında olur, geçer" denilerek hafife alınmaması gerektiğini vurguladı.
Niğde Sağlıklı Hayat Merkezi'nde çocuklara ve her yaştan bireye ücretsiz danışmanlık hizmeti verildiğini belirten Taşdöğen, merkeze randevu sistemi üzerinden ya da 182 Merkezi Hastane Randevu Sistemi aracılığıyla ulaşılabildiğini ifade etti. Merkezde bireysel danışmanlık, aile içi iletişim, boşanma süreci, yaz dönemi uyum süreci ve ebeveyn danışmanlığı gibi birçok başlıkta destek sağlandığını kaydeden Taşdöğen, yürütülen çalışmaların yalnızca sorun ortaya çıktığında değil, koruyucu ruh sağlığı anlayışıyla sürdürüldüğünü dile getirdi.

Ruh sağlığının bir kriz anında değil, yaşamın her döneminde güçlendirilmesi gereken bir alan olduğuna dikkat çeken Taşdöğen, psikoeğitim ve farkındalık çalışmalarının özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde büyük önem taşıdığını söyledi. Çocukların duygularını tanımalarının, ifade edebilmelerinin ve sağlıklı sınırlar geliştirebilmelerinin ileriki yaşamları açısından belirleyici olduğunu ifade etti.
Son yıllarda okullarda ve dijital platformlarda daha sık gündeme gelen akran zorbalığına değinen Taşdöğen, kavramın doğru anlaşılması gerektiğini belirtti. Akran zorbalığının, yaşı ve gelişim düzeyi benzer çocuklardan birinin diğerine karşı kasıtlı ve sürekli biçimde zarar verici davranışlarda bulunması olduğunu söyleyen Taşdöğen, burada en önemli iki unsurun süreklilik ve bilinçli niyet olduğunu vurguladı. Bunun bir defalık tartışma ya da masum bir şakalaşma olmadığını ifade eden Taşdöğen, davranışın tekrar ettiğini ve bilerek yapıldığını dile getirdi.
Akran zorbalığının farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğini kaydeden Taşdöğen, fiziksel zorbalığın vurma, itme ya da eşyaya zarar verme gibi davranışları içerdiğini söyledi. Sözel zorbalığın hakaret, alay etme, küçük düşürme ve lakap takma şeklinde görüldüğünü belirten Taşdöğen, siber zorbalığın ise sosyal medya platformları, mesajlaşma uygulamaları ve çevrim içi oyunlar üzerinden gerçekleştirildiğini aktardı. Sosyal zorbalığın da çocuğu gruptan dışlama, yalnız bırakma ya da arkadaş çevresinden bilinçli şekilde uzaklaştırma biçiminde ortaya çıktığını ifade etti.
Dijitalleşmenin artmasıyla birlikte siber zorbalığın daha görünmez, ancak etkisi daha uzun süreli bir boyut kazandığını belirten Taşdöğen, çevrim içi ortamda yapılan bir paylaşımın ya da mesajın çok daha geniş kitlelere ulaşabildiğini ve bunun çocuk üzerinde yoğun bir baskı oluşturabildiğini söyledi.
Zorbalığa maruz kalan çocuklarda özgüven kaybı, kaygı, korku, mutsuzluk ve okula gitmek istememe gibi belirtilerin görülebileceğini ifade eden Taşdöğen, uzun vadede depresif belirtiler, içe kapanma ve sosyal ilişkilerde geri çekilme gibi sonuçların ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Akademik başarının da bu süreçten olumsuz etkilenebileceğini belirten Taşdöğen, ailelerin çocuklarının davranışlarındaki değişimleri dikkatle gözlemlemesi gerektiğini söyledi.
Ani öfke patlamaları, içe kapanma, arkadaş çevresinden uzaklaşma, uyku ve iştah problemleri gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Taşdöğen, erken farkındalığın sürecin sağlıklı yönetilmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Ailelere de çağrıda bulunan Taşdöğen, zorbalığın kesinlikle normalleştirilmemesi gerektiğini belirterek çocukların mutlaka dinlenmesi ve ciddiye alınması gerektiğini ifade etti. Çocuğa güven veren bir yaklaşım sergilenmesinin önemli olduğunu dile getiren Taşdöğen, "Bu sadece senin başına gelen bir durum değil, biz seninleyiz ve birlikte çözebiliriz." mesajının çocuğun ruhsal dayanıklılığını artıracağını söyledi.
Uzun süreli mutsuzluk, belirgin içe kapanma ve davranış değişiklikleri söz konusu olduğunda profesyonel destek alınmasının önemli olduğunu vurgulayan Taşdöğen, görmezden gelmenin sorunu ortadan kaldırmayacağını belirtti. Beklemek yerine doğru zamanda adım atmanın, çocukların ruh sağlığı açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Niğde Sağlıklı Hayat Merkezi'nde ruh sağlığını güçlendirmeye yönelik psikoeğitim ve farkındalık çalışmalarının sürdüğü bildirildi.