Gürer, mevcut tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını, tüketicinin ise artan fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine ulaşmakta zorlandığını söyledi.
Çiftçilerle yaptığı görüşmelerin ardından açıklamalarda bulunan Gürer, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ayakta kalamadığını vurguladı. Gübre, mazot, ilaç ve yem fiyatlarındaki yükselişin çiftçiyi ciddi biçimde zorladığını ifade eden Gürer, "Üretici ürettiğinden kazanamıyor. Girdi maliyetleri her geçen yıl artarken ürün fiyatları aynı oranda yükselmiyor. Bu tablo, çiftçinin tarımdan çekilmesine yol açıyor" dedi.
Türkiye'de tarım arazilerinin hızla azaldığına dikkat çeken Gürer, 1980 yılına kıyasla yaklaşık 5 milyon hektardan fazla tarım arazisinin üretim dışı kaldığını belirtti. Bu kaybın yalnızca araziyle sınırlı olmadığını ifade eden Gürer, çiftçi sayısında da ciddi bir düşüş yaşandığını söyledi. ÇKS'ye kayıtlı çiftçi sayısının her geçen yıl azaldığını dile getiren Gürer, üretimdeki daralmanın tarımın geleceğini tehdit ettiğini kaydetti.
2025 yılı itibarıyla üretimde alarm veren bir tablo oluştuğunu belirten Gürer, tahıl, bitkisel üretim ve bahçe ürünleri başta olmak üzere toplamda yaklaşık 18 milyon tonluk ürün kaybı yaşandığını ifade etti. Üretimdeki bu düşüşün ithalatı artırdığını vurgulayan Gürer, "Tarım sorunlu yürüdükçe ithalat artıyor, dışa bağımlılık derinleşiyor. Yerli üretici üretimden vazgeçiyor" diye konuştu.
Üreticinin yaşadığı sıkıntıların doğrudan tüketiciye yansıdığını belirten Gürer, raflardaki fiyat artışlarının vatandaşın alım gücünü düşürdüğünü söyledi. Gürer, "Üreten, girdi maliyetlerinden para kazanamıyor diye dert yanıyor ve bu işi bırakıyor. Raftaki ürünün fiyatı artınca da vatandaşın cebindeki para o ürünü almaya yetmiyor" ifadelerini kullandı.
Bu süreçte ne üreticinin ne de tüketicinin kazandığını vurgulayan Gürer, mevcut sistemin aracı ve ithalatçıların lehine işlediğini belirtti. Et ve süt ürünlerinde de benzer bir tablo yaşandığını dile getiren Gürer, "Ette, sütte üreten de kazanamıyor; tüketen de pahalı ürün almak zorunda kalıyor. Üretenle tüketen mağdurken aracı kazanç sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Tarımda yaşanan sorunların geçici olmadığını ve yapısal bir nitelik taşıdığını ifade eden Gürer, mevcut politikalarla bu tablonun düzelmesinin mümkün olmadığını söyledi. Gürer, tarımda planlamaya dayalı, üreticiyi koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan köklü bir sistem değişikliğinin zorunlu hale geldiğini sözlerine ekledi.