İş dünyasından özel hayatımıza kadar ve hatta sosyal yaşamın her alanında dijital bir sistem bizimle birlikte yaşam sürmektedir. Mesela posta günümüzde artık geçerliliğini yitirmek üzeredir. Resmi yazışmalarımızı ise artık E-miza ve E-mühür marifetleri ile KEP gibi sistemleri kullanarak yapabiliyoruz. Resmi dairelerden alınan tebligatlar artık E-tebligat ile alınmaktadır. Sosyal medyayı kullanarak dünyanın öbür ucundaki insanlarla anlık iletişim kurabiliyoruz ve saatlerce sohbet edebiliyoruz. Sosyal medyayı kullanarak eğer bir siyasetçiysek, çok kolay bir şekilde seçim kitlemize politik mesajlarımızı verebiliyoruz ve seçim kampanyamızı yapabiliyoruz. Yazarlık yapıyorsak, yazılarımızı sosyal medyamızda yayınlayarak okurlarımıza anlık olarak ulaştırabiliyoruz. Ticaret ile iştigal oluyorsak, pazarlayacağımız ürünleri müşteri kitlemize çok kolay ulaştırabiliyor ve reklamlarımızı hedef kitlemize etkili bir şekilde aktarabiliyoruz. Artık banka şubelerinde saatlerce kuyrukta para çekmek veya para yatırmak için beklemiyoruz. Telefon, elektrik ya da su faturalarını ödemek için kuyruklarda saatlerce beklemekten kurtulduk artık. Finans ihtiyaçlarımızı banka şubelerine gitmeden bilgisayarımızdan veya telefonumuzdan anında başvurarak giderebiliyoruz. Ödemelerimizi ve tahsilatlarımızı dijital yazılımlar sayesinde banka şubelerine gitmeden kolaylıkla yapabiliyoruz. Evimizi ve iş yerimizi telefonumuzdan ve bilgisayarımızdan bulunduğumuz herhangi bir yerde kameralardan canlı olarak izleyebiliyoruz. Hastanede muayene olduğumuzda yaptırmış olduğumuz tahlillerimizi, röntgenlerimizi ve benzeri bütün tetkiklerimizi kolayca cep telefotomuzdan görebiliyoruz. Mahkemelerde devam eden davalarımızı, vergi borçlarımızı, tapu dairesindeki işlerimizi, aracımızla ilgili trafik cezalarımızı ve benzeri birçok durumu E-devlet üzerinden anında öğrenebiliyoruz. Resmi dairelerden almamız gereken birçok evrakı resmi dairelere gitmeden E-devlet üzerinden barkotlu bir şekilde alıyoruz ve ilgili yerlere teslim edebiliyoruz. Çocuklarımızın okulda derslerindeki notlarını ve devamsızlıklarını mobil telefonlarımızdan anında görebiliyoruz. Uzaktan eğitim ile derslerimize evimizden devam edebiliyoruz. Uzaktan eğitim sayesinde üniversite, yüksek lisans ve hatta doktora dahi yapabiliyoruz. Bütün bu olanakları dijital sistemler sayesinde yapabiliyoruz.
Dijital yaşam bütün bu olanakları bizlere sunarken bir yandan da hayatımızı ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. E-maillerimiz dijital korsanlar tarafından ele geçirilebiliyor. Özel ve resmi birçok bilgileri ele geçirdikleri e-postalarımızdan ulaşabiliyorlar. Ele geçirdikleri kişisel ve mahrem bilgilerimiz ile bizim adımıza dolandırıcılık yapabiliyorlar. Mesela üzerimize şirket kurup devleti ve kişileri dahi dolandırabiliyorlar. Sosyal medyamızı casus yazılımlar sayesinde ele geçirebiliyorlar. Sosyal medyamızın kontrolünü saylayan kötü niyetli insanlar sosyal medyalarımız üzerinden kişisel ve özel bilgilerimize ulaşabiliyorlar. Ulaştıkları bilgileri kendi menfaatleri doğrultusunda kullanabiliyorlar. Tehdit ederek ve şantaj yaparak maddi kazanımlar içerisine girebiliyorlar. Özel yazışmaları, fotoğrafları ve videoları kamuoyuna teşhir ederek insanların saygınlıkları ve itibarları ile oynayabiliyorlar. Sosyal medya üzerinden algı operasyonu yaparak baskı ile hedef aldıkları insanlara istediklerini yaptırabiliyorlar. Sosyal medya hesaplarını birebir kopyalayarak sanki bizmişiz gibi arkadaşlarımızla ve yakın akrabalarımızla yazışarak dolandırıcılık yapabiliyorlar. Fotoğraflarda ve videolarda oynama yaparak gerçek olmayan fotoğraf ve videoları kamuoyuna teşhir ederek istediklerine ulaşabiliyorlar. Bankaların internet şubelerini birebir kopyalayarak banka ve kredi kartı bilgilerimize ulaşarak bizleri dolandırabiliyorlar. İnternet üzerinden kredi kartı ile yapmış olduğumuz ödemeleri görebiliyorlar ve kart bilgilerimizi ele geçirerek bizim kartlarımızdan harcama yapabiliyorlar. İnternet üzerinde abone olduğumuz birçok siteden finans bilgilerimizi çekerek dolandırıcılık yapabiliyorlar. Bizim adımıza sahte sosyal medya hesapları, sahte e-posta adresleri açarak sanal ortamda sanki bizmişiz gibi birçok gayri resmi ve suç unsuru bulunan işlere girişebilirler.
Dijital gelişmeler çocuklarımızı da tehdit eden birçok riski barındırmaktadır. İnternet üzerindeki birçok oyun çocuklarımızın bilinçaltına hitap etmekte ve çocuklarımızın psikolojilerini bozmaktadır. Çocuklarımızın bilinçaltını internet oyunları sayesinde ele geçirebiliyorlar. Yazılı ve görsel basında da gördüğümüz kadarıyla çocukları intihara dahi taşıyabiliyor. Aynı şekilde oyun sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında çocuklar ile iletişime geçerek çocuklar terör örgütleri ve birçok kötü niyetli insanlar tarafından kaçırılabiliyor. Yine ayrı bir önemli hususta sosyal medya siteleri milyonlarca insanın kişisel bilgilerine sahipler. Kişisel bilgileri ile birlikte özel videolarına, fotoğraflarına ve mesajlaşmalarına da sahipler. Bütün bu bilgiler arşivlenip depolanma riski ile karşı karşıyadır. Bu bilgilerin zaten birçok şirket için reklam ve pazarlama kampanyalarında kullanıldığını biliyoruz. Bir internet sitesinde bir ürünü ardağımızda sosyal medya sayfamızda o ürün ile ilgili reklamı görebiliyoruz. Bir konu ile ilgili bir konuşma yaptığımızda o konu ile ilgili görseli sosyal medya hesabımızda ekrana gelebiliyor. Bütün bunların bir adım ötesinde kişisel bilgilerimizin üçüncü şahıslara pazarlanabilme riskiyle karşı karşıyayız.
Bütün bunlar için her ne kadar yasal düzenlemeler olsa da yeterli olduğunu düşünmemekteyim. Emniyet ve jandarma başta olmak üzere kolluk kuvvetlerinde dijital suçlar ile ilgili birimlerin olduğunu biliyorum ama suç unsuru işleyen insanlar her gün daha yeni yazılımlar ve sistemler kuruyor. Bizde onlarla mücadele etmek için onlar kadar hızlı önlemler alacak sistemler kurmalıyız. Aynı şekilde bankalar başta olmak üzere sosyal medya siteleri ve resmi internet siteleri özellikle kişisel verilerin korunması hususunda önemli dijital duvarlar ve savunmalar geliştirmelidirler. Dijital güvenlik günümüzde ve yakın gelecekte yatırım yapmamız gereken bir alan olarak önümüzde duruyor. Cezaların caydırıcı olarak güncellenmesi ve uygulanması önem arz etmektedir.
Son söz: “Internetin bir yılı insan hayatında bir köpek yılına eşit diyorlar; yani hayatınızdan 7 yıl götürüyor. Başka bir deyişle, çok hızlı ve giderek daha da hızlanıyor.” Vinton Cerf




