Sanki “Ben bu düğmeye bastım, artık trafik kuralları beni bağlamaz” der gibi bir rahatlık hâli. Dörtlü flaşör, bazı hemşehrilerimizin gözünde adeta görünmezlik pelerini gibi kullanılmaya başlandı.
Oysa işin gerçeği çok basit:
Dörtlü flaşör arıza içindir, keyfe keder durmak için değil.
Niğde gibi yolların dar olduğu bir şehirde, özellikle iş çıkış saatlerinde Doktor Sami Yağız Caddesi’nde yaşanan sıkışıklığın önemli bir sebebi bu alışkanlık. Dörtleri yakıp kenara bırakılan araç, sadece bir aracı değil, bütün akışı tıkıyor. Birileri ani fren yapmak zorunda kalıyor, şerit daralıyor, trafik içinden çıkılmaz hâle geliyor.
En ilginci de şu:
Bu davranışın çoğu zaman gerçekten bir mecburiyeti yok.
Niğde’nin merkezinde, belediyenin otoparkı boş duruyor.
Valiliğin altındaki kapalı otopark da çoğu zaman yarı dolu, yarı boş…
Aracı buralara bırakmak durumu çözecekken, kimileri “iki dakika işim var” diyerek yolu tıkamayı tercih ediyor.
Oysa kabul edelim:
Burası Niğde. Çarşının tamamı yürünebilir mesafede.
İki sokak ileriye park eden bir insan, hedefine en fazla üç–dört dakikada ulaşır. Ama ikinci sıra park ederek yolu daraltan biri, yüzlerce kişinin zamanından çalıyor.
Bizim toplum olarak en büyük yanılgımız şu:
Hızlı olanı doğru sanmak.
Dörtlüyü yakıp kapının önüne ilişmenin çözüm olduğunu düşünüyoruz. Halbuki bu sadece geçici bir kolaylığın kalıcı bir düzensizliğe dönüşmesi.
Bir de işin hafif sitemli tarafı var…
Kusura bakmasın kimse ama “dörtlüyü yakarım, kimse de bir şey diyemez” özgüveni son yıllarda iyice arttı. Hâlbuki bu, kural tanımazlık değilse bile, başkasını düşünmemek demek. Şehirde düzenin bozulmasının en hızlı yolu da tam olarak bu.
Şehir büyüyor, araç sayısı artıyor; evet. Ama çözümü kuralı esnetmek değil, kurala uymak. Otopark varken ikinci sıra park etmek bir zorunluluk değil, tamamen bir tercih. Ve bu tercih, en çok da başkalarının hayatını zorlaştırıyor.
Trafikte empati bir seçenek değil; zorunluluk.
Niğde’nin yollarında hepimiz yan yana ilerliyoruz. Küçük bir dikkat, büyük bir kazayı önleyebilir.
O yüzden…
Dörtlü flaşörünüz görünmezlik pelerini değildir.
Arıza varsa yakın, acil durum varsa yakın…
Ama “bir işimi halledip geliyorum” rahatlığıyla değil.
Çünkü en kolay sandığımız alışkanlık, bazen en büyük soruna dönüşüyor.




