Bu alanda baş aktör ABD’nin başkanı Trump ile İsrail’in başı olan Netenyahu birlikte bu rolü paylaşıyorlar. ABD’nin bu coğrafyadaki vurucu gücü ve gönüllü temsilcisi Netenyahu’dan başka birisi değil.
Nitekim son zamanlarda bu kişi bazen gayet açık bir biçimde, bazen de örtülü bir biçimde tehditlerini ve emellerini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’den başka Suriye’de ve daha uzaktaki İran için neler düşündüğünü açık açık söylemektedir. Doğal olarak Amerika’nın ve özellikle Trump’un tam desteğini sağladığı için bu konuda hiçbir endişeye kapılmıyor.
Zaten ABD ve ABD’nin Türkiye büyük elçisi ve Suriye temsilcisi olan kişi de Netenyahu ile bu düşünceleri eksiksiz bir biçimde paylaşıyor ve bu yönde açıklamalarda ve açıklamalardan öte taleplerde bulunuyorlar. Hal böyle iken ABD’nin dışında Avrupa’nın diğer ülkelerinden de bir ses ve bir nefes çıkmıyor. Kabul veya red yönünde bir davranış ve değerlendirme ortaya konulmuyor.
Bu tablo içerisinde en çok düşmanlık beslenilen ülke Türkiye olup aynı zamanda Cumhurbaşkanı sayın ERDOĞAN’dır. Bunu anlamamak, görmemek mümkün mü? Ama her taraf suspus olmuş, paranın ve silah gücünün altında ezilip büzülmeye devam ediliyor. Gerçeği haykırmak cesareti bir türlü ortaya konulamıyor. Olan sonuçta Türkiye’ye oluyor.
Çünkü Türkiye Ortadoğu’da çok önemli bir yere ve fonksiyona sahiptir. Sözü dinlenen bir ülkedir. Bunu anlamamak için ahmak olmak gerekir. Bütün bu gelişmelerin yanında ve her şeye rağmen Türkiye kolay bir lokma değildir. Diğer ülkeler ile kıyas kabul etmez bir güce sahiptir. Bunu görmemek için kör olmak lazım. Bunu duymamak için sağır olmak lazım.
Bir kere daha ve özellikle belirtilmesi gerekir ise Türkiye büyük lokmadır. Bu böyle biline.




