Parlamentoda herhangi bir siyasi partiye mensup milletvekili çok ani bir dönüş ortaya koyarak hiçbir ilgisinin olmadığı, hayatı boyunca mensubiyet duygusu taşımadığı başka bir siyasi partiye katılmaktadır.
Sadece yaşananlar TBMM’de yaşanan olaylardan ibaret değil. En küçük kasaba, en küçük ilçe ve en küçük illerden başlayıp en büyük illere kadar bazı belediye başkanları da kendilerine göre bir takım bahaneler üreterek çok farklı bir siyasi partiye kapağı atabilmektedirler. Dediğimiz bu siyasiler girdikleri yeni partileri yere göğe sığdıramıyor başından sonuna kadar övme yarışına girmektedirler.
Halbuki bir kişinin konumu ne olursa olsun veya ortaya hangi sebep sürülebilirse sürülsün bu parti değiştirme meselesi öyle kolay olmamaktadır. Çünkü seçimlerde kendilerinin seçimini sağlayan seçmen kitlesi o zamanki partilerine mensubiyetleri sebebi ile destek vermişler ve o makama bu şekilde taşımışlardır. Ancak sonunda ortaya konulan bu tavırla çok derin bir hayal kırıklığı yaşamaya başlamışlar ve tepkilerini her ortamda gayet açık ve net bir biçimde ortaya koymuşlardır.
Bir siyasi partinin çatısı altında mücadeleye katılmak ve olumlu bir sonuç almak hemen verilen ve çok ani bir kararla unutulmamalı seçmenin iradesi hiçe sayılmamalı ve ulaştığı makamın bu seçmenler tarafından kendisine ikram edildiği gerçeğini unutturmamalıdır.
Çünkü hiçbir seçilmiş sadece kendi çevresi ile seçilmemiştir. O siyasi partiye mensup binler, on binler, yüz binlerce partili seçmenin omuz ve destek vermesi ile seçimleri kazanmışlardır. O nedenle günün birinde bunları biranda unutarak birden siyasi yelpazenin bir başka yönüne geçmek çok düşündürücü ve ibret verici bir hadisedir. Hangi partiye mensup olduğu, hangi partiye geçiş yaptığı bizim meselemiz değildir.




