Dünyada keşfedilecek bir şeyin kalmadığı günümüzde insanoğlu teknoloji ve bilimde ilerlediği yolda gözünü uzaya dikmiş durumda. Artık devletler birbirleriyle uzayda hâkimiyet ve iktidar yarışına çoktan düştü bile. Gelişmiş teknolojinin ve bilimin ışığında insanoğlunun hayatı daha kaliteli ve kolay bir hale gelirken, bir o kadar da insanoğlu için tehditler oluşturan bilim ve teknolojinin de varlığından bahsetmeliyiz.
Gelişen bilim ve teknoloji ile birlikte insan sağlığında tedavisi olamayan hastalıklar cerrahi operasyonlar ve ilaç tedavisi ile iyileştirilebiliyor. Bilimin gelişmesi ile birlikte insanoğlunun yaşam süresi de uzuyor. Anne ve baba olamayan birçok çift gelişen bilim ile birlikte çocuk sahibi olabiliyorlar. Bu gelişmeler geleceğin dünyasında artarak devam edecektir.
Bu güzel gelişmelerin yanında bilim ve teknoloji, insanlık için kötü durumların yaşanacağı şeylere de gebe olduğunu göstermektedir. Atom bombasının Japonya’ya vermiş olduğu tahribatın etkileri hâlâ devam ediyor. Nükleer gücü silah olarak kullanan ülkeler insanlık için bir tehdit olmaktan çıkmamıştır. Fizik, kimya ve biyoloji alanlarında bilimde olan gelişmeler insanlığı tehdit etmeye devam ediyor. Geleceğin dünyasında küresel savaşlar artık bilindik top, tüfek, tank ve uçak ile olamayacağı aşikârdır. Daha şimdiden pilotsuz uçaklar askeri operasyonlarda kullanılmaya başlandı bile. Uzay ve uydu teknolojisi ile birlikte haber alma ve istihbarat farklı bir şekil almış durumdadır. İnternet ve bilgisayar yazılımları ile birlikte neredeyse hiçbir şey artık gizli kalamaz hale gelmiştir. Bir yazılım ile oturduğumuz yerden birçok şeyi yönetebiliyor, izleyebiliyor ve yapmak istediklerimizi kolayca yapabiliyoruz. Bilgisayar başından banka hesapları boşalabiliyor mesela. Yine bir virüs yazlımı ile birlikte çok gizli bilgi ve belgeleri ele geçirebiliyoruz. Laboratuvar ortamında üretilen bir virüsün dünyayı nasıl evlere kapattığını, nasıl kitlesel ölümlere neden olduğunu ve dünya ekonomisini nasıl tehdit eder hale geldiğini hep birlikte yaşayarak gördük.
Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki, dünyada devletler ve uluslararası örgütler üzerindeki mücadeleler ve savaşlar artık ya biyolojik olarak yapılacak ya nükleer olarak yapılacak ya da siber olarak yapılacak. Hiçbir insan kaynağını kullanmadan birçok tesisi yok edebilecek imkânlar elde edilecek. Kitlesel ölümlere neden olacak kimyasal ve biyolojik silahlar olacak. İnsana gerek olmadan nükleer silahlar insanlığı tehdit edecek. Bu büyük bilim ve teknoloji şahaneleri teröristlerin ve kötü niyetli insanların ellerine geçtiğini, insanlığı ne derece tehdit ettiğini bir düşünmenizi istiyorum.
Devletler ve bloklar artık uzay hâkimiyeti için birbirleri ile mücadele etmeye şimdiden başladılar bile. Enerji artık el değiştiriyor. Petrol, enerjide söz sahipliğini yavaş yavaş yenilenebilir enerjiye bırakmaya başladı bile. Nicelik olarak büyük olmanın artık hiçbir öneminin olmadığı bir çağa geldik artık. Niteliğin önemli olduğu ve vasıfsız kalabalığın hiçbir anlam ifade etmediğini görmekteyiz. Yapay zekâ ile birlikte bilim ve teknoloji de ayrı bir çağ açmaya hazırlanmaktadır. Yapay zekâ doğru yerde doğru amaçlar ile kullanılmaz ise, insanlar ve yapay zekâ arasında iktidar kavgasını bile görebilmekteyiz. Yapay zekâ ile insan görüntüsü ve sesi tıpa tıp aynı şekilde kopyalanabilmektedir. Terminatör filmindeki robotlar ve insanlar arasında olabilecek bir savaşı, gerçekten dünya gelecekte yaşayabilecektir. Birçok mesleğin ve insan gücünün yerini yapay zekâ alabilecektir. Hâkimlerin, avukatların, cerrahların, doktorların, mali müşavirlerin, polislerin ve askerlerin, fabrika işçilerinin, hizmet sektöründe çalışan insanların, kamu hizmetinde çalışan memurların ve mühendislerin yerini yapay zekânın alması çok yakında olasıdır.
Bütün bunlar bizlere gösteriyor ki, ilerleyen bilim ve teknoloji iyi niyetli ve kontrol altında insanlığın yaşam kalitesi için kullanılabilir. Fakat kötü emelli insanların eline düştüğünde, insanlığın sonunu getirecek büyük sorunlara da gebe olabileceğini aklımızdan hiçbir zaman çıkarmamalıyız.
Son söz: “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini şaşırmayasın.” Hz. Mevlana